Boğazgören Köyü - Malatya/Hekimhan
Ana Menü
ANA SAYFA
FORUM
KÖŞE YAZILARI
LİNKLER
YARARLI LİNKLER
İLETİŞİM
ARAMA


MALATYA
HEKİMHAN
BOĞAZGÖREN KÖYÜ
LEHÇEMİZ
BEDDUALARIMIZ
İNANIŞLARIMIZ
TÜRKÜLERİMİZ


ZİYARETÇİ DEFTERİ
ESKİ ZİY. DEFTERİ

RADYO HEKİMHAN


ANINDA MSN DESTEK
Geniş Makaleler

Oyunlar

Çok Okunan Haberler
KonuOkunma
Köyümüzden Acı haber !!!12393
HEKİMHAN CEVİZ FESTİVALİ944
Anılarımdaki Sönmeyen...849
Sitemiz Açılmıştır !!!846
Uzaktan Konuşması Kolay!833
İSTANBUL'UN KÖPRÜLER ...740
Zehra ÇELEBİ - Bir Gü...730
KARŞINDAKİ MALATYALIY...610
Türkan Saylan'ı kaybe...544
Dostları olmalı insanın541
Forum Başlıkları
En Yeni Forum Başlıkları
Köyümüzün etnik ve s...
Tanışma
BİLGİLENDİRME !!!!
DOĞUM GÜNLERİNİZ KUT...
Kurallar
En Fazla İlgilenilen Başlıklar
Köyümüzün etnik v... [22]
Tanışma [7]
BİLGİLENDİRME !!!! [0]
DOĞUM GÜNLERİNİZ ... [0]
Kurallar [0]

Türkçesi Varken
Kelime ve Türkçesi



Site Kullanımı
Sitemizin Özellikleri; Sitemize üye olarak neler yapabiliriz kısaca açıklayalım..

Üye olduktan ve kullanıcı adımızla giriş yaptıktan sonra sitenin sol tarafındaki Ana Menüde bazı linklerin açıldıgını göreceksiniz. bunlar:
-Link Ekle
-Haber Ekle
-Köşe Yazısı Ekle
-Resim Ekle Bölümleridir.
-----------------
- Link Ekle bölümüyle sitedeki Linkler Bölümünde Yayınlanan Sitelere eklemede bulunabilirsiniz.

- Haber Ekle bölümüyle Ana Sayfada Bulunan Haberler bölümüne haber eklebilirsiniz.

- Köşe yazısı ekle bölümüyle begendiğiniz veya kendinize ait yazıları bizlerle paylaşabilirsiniz.

- Resim Ekle bölümüyle de yayınlamak istediğiniz resimlerinizi hiç kimseye göndermek zorunda kalmadan kendiniz Resim Albümündeki ilgili katagoriye ekleyebilirsiniz.

-----------------
Siz yeterki paylaşmak isteyin!

Konuyla ilgili Sorularınız için lütfen iletişim bölümünden bizimle irtibata geçiniz.
Yada
zurbahan@hotmail.com
Msn adresinden ulaşınız...
Dost Siteler
BASAK KÖYÜ


Zurbahan.Com


METAŞ ELEKTRONİK


UĞUR YAPI İNŞAAT


ZAMAN OTOMOTİV
YEDEK PARÇA


Anılarımdaki Sönmeyen Yangın . 6-7 Eylül
İstanbul için için kaynıyordu. Bir taraftan Kıbrıs meselesi alevleniyor, körükleniyordu. Bir taraftan başlayan ‘yoklar’ halkı huzursuz ediyordu.
Ben o zamanlar lisede okuyan 15 yaşlarında bir kız çocuğu idim.Yine de azdan çoktan bir şeyler anlıyordum. Siyasete yabancı değildim. Fakir bir aileden geliyordum. Harçlığım çok çok azdı. Heybeliada’dan Fener’e liseye gidiyordum. Bana verilen harçlık yetmiyordu ama ben yine de bir gazete alacak parayı artırmayı başarıyordum.( radyomuz yoktu) Her gün bir Ekspres gazetesi alıyordum .Bana bugün sorsanız niye yere batası ‘Ekspres’ diye; cevap veremeyeceğim, belki magazin sayfalarının çokluğundandır. Daha sonra Hürriyet almaya başladım şimdi ise ki 67 yaşındayım Milliyet okuyorum.
******
1955 yazı kışı gibi zor bir dönemdi. Piyasada ufak ufak yoklar başlamıştı. Şeker yok, kahve yok.
Hatırladığım kadarı ile orda burada Hükümet aleyhine sesler yükseliyordu.
Çocuktum ama ,dediğim gibi olaylara yabancı değildim.

O yaz, annem, beni yaz tatilinde harçlığımı çıkarmak için tanıdığımız bir Musevi vatandaşın.(Mösyö Makro) yanına çalışmaya verdi.. Çay bardaklarına yaldız süsler yapıyor, şekiller veriyordum. Eminönü’nde bir hanın içinde küçük , merdiven altı bir yerdi. ‘sanat’ isteyen, ince bir işti, elle yapılıyordu.
. Gününü iyi hatırlamıyorum, sanırım; Çarşambayı perşembeye bağlayan geceydi. 6 Eylülü 7 Eylüle bağlayan gece.
Heybeliada’da doğdum, 19 yaşıma kadar orda yaşadım okula (liseyi.)gitmek için 7’yi 5 geçe vapuruna biner İstanbul’a gelirdik. O zamanlar vapurlar köprüye yanaşırdı. Şimdi o köprü Haliç’te bir yerlerde çürümeye terk edilmiş vaziyette. Köprünün altından geçen Haliç tarafından işleyen küçük vapurlara biner Fener’e giderdik. Akşama da tersine adaya dönerdik.
.
Okulların açılmasına bir hafta kalmıştı. ‘O’ akşam, vapurda herkes sakindi. Garip bir sükunet vardı. Benim elimde Ekspres gazetesi, başlığı şöyle ‘SELANİK’TE ATATÜRK’ÜN EVİNE BOMBA ATILDI’.
Çocuktum işin vehametini kavrayamamıştım. Her zamanki gibi gülüp konuşuyorduk. Herkes herkesi tanıyordu. Şimdiki gibi değildi. İstanbul 1 milyon kişi bile değildi .Adalar, insanları ile bir cennetti. Ben hala yazın adada yaşıyordum. Farkı anlamak için bir insanın o zamanı da bu şimdiki zamanı da yaşaması lazım.
İstanbul’un başına geleni anlayabilmek için bu iki ayrı zamanı da yaşamayan beyhude kıyas yapmaya kalkar.
O gece; vapurda bir garipliğin olduğunu anlamam için biraz zamanın geçmesi lazımdı. Her zaman beraber konuşup, gülüştüğümüz Türk arkadaşlarımız bizlere bir garip bakıyorlardı. Hatta içlerinden biri, benden 2 yaş büyük olan bir kız arkadaşımızın çıkışta peşine takılıp onu kovalamaya başladı. Kız evine zor kaçıp sığındı. Ne olduğunu anlayamamıştım.
******
Asıl fırtına gece koptu…Kopmadı patladı.
Nerden geldiğini anlayamadığım bir sürü garip insanlar ellerinde sopalar ve taşlarla Adaya birden doluştular. İlk önce, fukara babası Diojen amcanın kahvesine daldılar, oğlunu ölesiye dövdüler, öyle bir sopa attılar ki çocuk bir ay kendine gelemedi
.Oysaki ;dövdükleri insanın babasının, adada kahvesini, çayını, lokumunu yemeyen yoktu..
Hala onlara nasıl oldu da zarar verdiler anlayabilmiş değilim. Velhasıl adada kırılmadık dükkan bırakmadılar. Oluk oluk, sokaklarda, kucaklarında taşlarla koşuyor, camları kırıyor, bağırıp çağırıyorlardı. Aralarında tanıdıklarımız da vardı. Bize su getiren saka ( o zamanlar adalarda terkos yoktu, çeşmeler vardı) kucağını taşlarla doldurmuş koşarken kardeşim onu görünce ‘Hasan da onlarla beraber’ dedi.
.
Bütün bunlar saat 8.30 civarında başladı. Kırdılar, döktüler sonunda Kiliseye saldırdılar. ( Kilise adanın meydanında büyük bir Kilise, hala orada.) içeriye giremediler, bu sefer çan kulesine tırmandılar. Çanı indirip denize atmak istediler. Çan çalmaya başlayınca bizler çok daha fazla korktuk. Bize öğretilen çan vakitsiz çaldı mı büyük bir tehlike var demektir, uyarıdır. Vakit ilerleyince güruh galeyana geldi. Bu sefer evlere saldırmaya başladılar. Karşı komşumuzun 20-22 yaşlarında kahvede dövülen çocuğun 2 kız kardeşi vardı. Evleri taşlanırken onlar çığlık çığlığa evdeki eşyaları kapıların arkasına çekiyorlardı.
İş çığrından çıkmıştı. Artık çapulcuları kimse durduramıyordu. Adada Bahriye okulu var saat 12-1 arası asker çıktı. Asker çıkınca ortalık duruldu. Bizler uyumaya çalıştık. O zamanlar radyomuz yoktu. Ben nerden bileyim İstanbul’da neler oluyor? Sabah kalkıp işe gitmek için 7 vapuruna bindim. Gemi bizi İstanbul’a götürdü. Hangi İstanbul bir gece evvel bıraktığımız İstanbul’un yerinde yeller esiyor
*******
Gemi, bizi 1.5 saatlik yolculuktan sonra İstanbul’a bıraktı.
Heyhat!!!
Bir gece önceki süslü güzel İstanbul yanmış, yıkılmış her tarafından dumanlar çıkıyor köprüyü açmışlar, Eminönü’nden, Karaköy’e geçilmiyor. Her yerde polis,asker,inzibatlar dolaşıyor. Vapur bizi Eminönü tarafına bıraktı ben ortalığı görünce şaşırdım, korktum, geri dönmenin daha uygun olacağını düşündüm. Arkadaşlarla ne yapacağımızı düşünürken içimizden biri, bir Musevi çocuğu bugün İstanbul’da bir tarih yazılıyor dedi. Çıkıp dolaşalım. Çok ta iyi söyledi. Eğer geri dönmüş olsaydık çok şey kaybetmiş olacaktık. Hoş dönemezdik de. Vapur seferlerini iptal etmişlerdi. Eminönü meydanı o zamanlar, Açık bir alandı, Tramvay yolu vardı. şimdi Taksim-Tünel arası işleyen Tramvay gibi. 1, 2. mevkisi olan kırmızı yeşil renkleri olan ‘tıntıntın’ diye giden tek ve iki vagonlu araçtı.

İlk gördüğüm Mısır çarşısındaki büyük kapıdan denize doğru akan bir sarı dere . Meğer çarşı yağma olmuş, kırılıp dökülmüş. Akan sarı şey; zeytinyağları ve akıcı ne varsa dere olmuş denize akıyor. İçinde kalıp kalıp beyaz peynirler, tekerlek tekerlek kaşar peynirler denize yuvarlanıyorlar. Tabi pirinç, fasulye, mercimek ve aklınıza ne gelirse denize doğru akıyor. Ben durup hayret ve üzüntü ile baktım.
Bizler 6 kardeştik. Eve haftada yarım kilo beyaz peynir zor giriyordu. velhasıl bütün İstanbul meğer o halde imiş, arabalar devrilmiş, buzdolapları parçalanmış, yanmış. Beyoğlu caddesindeki mağazaların önlerinde her mağaza kendi mallarını bir piramit şeklinde yığmıştı.
Nasıl oluyor? bu ne hırs? kumaş ve giysiler öyle bir parçalanmıştı ki en büyük parçası avucum kadardı. Büyük, küçük bütün dükkanların vitrinleri kırılmış, yerle bir olmuş, bütün malları parçalanmıştı. Pastaneler, lokantalar, Kahveler, Bakkallar, Balık pazarı inanılmaz bir manzaraydı.
Ama bizim; o gün, gördüklerimiz İstanbul’da bir gece evvel yaşananların yanında bir hiçti. En büyük facia Cankurtaran’la Yeşilköy arasında yaşandı. Sahil baştan başa yanıyordu. Kiliseleri ateşe vermişlerdi. Kumkapı, langa, Yenikapı, samatya, Yedikule yanıyordu. Akşama kadar İstanbul’u gezdik. Zaten geri dönemezdik vapur seferleri de sonra başladı. Yürüyerek Beyoğlu’na çıktık. Yollar boyunca manzara aynı yıkıntılar, parçalanmış mallar, Asker, Polis, Jandarma.. Beyoğlu caddesinde tanklar yürüyordu. Millet askere alkış tutuyordu. Bir yıkım olmuş, asker çıkıp duruma hakim olmuştu.
Alkışlayanlar bir gece evvelki yağmacılardı. Korkunç bir şeydi. Beyoğlu’nda Kiliseler yanmış dumanlar çıkıyordu. Sadece Rum vatandaşlara ait olan ev ve dükkanlar yağmalanmadı. ‘o’ gece. Kimin kime hıncı varsa intikam alındı. ‘O’ gece içinde bir Rahipde olan 15 kadar Rum vatandaşı can verdi. Kaç kız ve kadının ırzına geçildi bilinmiyor. Namus belası kimse konuşmadı. Bilenlerimiz biliyor korkunç bir şeydi. Bir gece içinde insanlar hiçbir şeysiz kaldılar. Terliğini çamaşırını sokaktan toplar oldular. Bizler Rum kökenli vatandaşlar iyi vatandaşlarız. Bu bize nasıl yapıldı? O zamanın hükümetinin, başbakanın koltuğu sallanıyordu. Kurtarmak için vaziyeti böyle bir provokasyon hazırladılar. O anda Başardı belki ama,uzun sürmedi. Birkaç yıl sonra 27 Mayıs darbesi yapıldı. Başbakan diğer iki bakanı ile birlikte ne yazık asıldı. Ne yazık ki diyorum çünkü ondan sonra gelenler çok daha vahim işlerin olmasına müsama gösterdiler. Madımak olayları, Susurlu v.s. gibi olaylar.

********

Devlet daha sonra zararları ödemeye kalktı. Ödedi de azdan çoktan hazine tam takır kaldı. İhtilal oldu. Millet, ‘vatana yardım’ diye evlilik yüzüklerini hazineye bağışlamaya başladı. Ülke, 25 yıl geriye gitti. Ekaliyet buralardan göç etmeye başladı. 6-7 eylül olayları bizler için ikinci bir darbeydi. Birincisi varlık vergisi olmuştu. Halk partisi zamanında olmuştu. Ekaliyet seçimde demokratlara oy verdi büyük umutlarla. Ne yazık ki daha büyük bir yıkım gördü. Bizler artık bu ülkede uzun vadeli yatırımlar yapamayız ancak salata eker biçeriz, yeriz bitiririz diye düşünenler çekip gittiler. Ben burada kaldım vatanımı seviyorum gidenler de seviyordu, hala da seviyorlar, unutmuyorlar ve gelebilen her yaz ziyarete geliyor ama bir ay ama 3 ay hasret gideriyorlar.
******
Ekaliyetin; buralardan gitmesi ile İstanbul büyük bir köy oldu. Çok şey kaybetti, çöp tarlası oldu. Bizler her sabah kalkar kapımızın önünü süpürür, siler, çöpü de içeri alırdık. Sokağın çöpünü de çöpçü geçerken çıkarır verirdik. Şimdi öyle mi herkes evinin çöpünü her saat sokağa atıyor. Esnaf bile İstanbul’un bu haline çok çok üzülüyor. Ama elden ne gelir ki. Heyhat! ‘O’ güzel günler bir daha gelmemecesine geride kaldı. Ne yazık ki o güzel insanlar güzel atlara binip gittiler. Onlar gidince geride kalanlar, kıymetlerini anladılar. ‘Ne harikulade insanlardı’ diyorlar ama dediğim gibi ,heyhat giden gelmiyor gelmek istese bile güvenemiyor…

Anı;Dimitrula kuçanenko.
Hazırlayan; Suphi Deniz
Yorum
Henüz yorum yazılmamış.
Yorum yaz
Yorum göndermek için lütfen üye girişi yapın.
Oylama
Sadece üyeler oylayabilir.

Lütfen Üye olun ya da Üye girişi yapın.

Henüz bir oylama yapılmamış.
Üye Girişi
Kullanıcı Adı

Parola





Atatürk Diyor ki


Üye Istatistikleri
Admin 1 Gün
gulfer33 2 Gün
karaca 3 Gün
ADANALI 4 Gün
terekeme 1 Hafta
elif44 2 Hafta
Baris 2 Hafta
mustafa 3 Hafta
MALATYAHEM 3 Hafta
fuat 4 Hafta


Bugün: 0
Dün: 1
Bu Hafta: 0
Bu ay: 1
Bu yıl: 31
Yeni Kullanıcı : gulfer33

Çevrimiçi Ziyaretçiler: 1
Toplam Üye Sayısı: 93
Günlük Ziyaretçi
Ziyaretçi : 530406
Site 501 gündür açık
1058 ziyaretçi / gün

e-mail Kayit Dagilimi
Yahoo: 1 (1.08%)
Gmail: 3 (3.23%)
Hotmail: 79 (84.95%)
MSN: 2 (2.15%)
Mynet: 4 (4.3%)
Other: 4 (4.3%)
Anket
SİTEDE EN ÇOK İLGİNİZİ ÇEKEN NEDİR?









Oy vermek için üye olmanız gerekmektedir.
Kısa Mesajlar
Mesaj göndermeniz için üye olmanız gerekmektedir.

  ADANALI
02/09/2010 14:05
BEN KEL HÜSEYİN TORUNU OLARAK, TÜM ULAŞ AİLESİNE VE KÖYLÜLERİMİZE SELAM EDERİM.ALİRIZA ULAŞ TORUNU, ABDULKADİR ÇIĞ Alkis

  nerec52
21/07/2010 02:10
Bir çırzılı torunu olarak herkese selam ve saygılarımı sunuyorum.Resimler
i ilgiyle izliyorum.MUharrem
KILIÇ(Çelebilerden
)

   Admin
15/07/2010 18:03
merhaba dostlar selam

  ercan
15/05/2010 09:36
merhaba herkese...

   Admin
09/05/2010 20:51
Tüm Annelerin Anneler Günü Kutlu olsun.

DEĞERLERİMİZ


HAFİZE BALATER YALMAN
Sigara Öldürür!!

SİGARA ÖLDÜRÜR !!!
Etiket Bulutu
Bogazgoren Resimleri, ÇIRZI, Cirzi, Hekimhan Boğazgören Köyü, Hekimhan Köyleri, Bogazgoren, Malatya, Hekimhan Resimler, Hekimhan, Malatya Hekimhan,